Yükleniyor Etkinlikler
  • Bu etkinlik geçti.

Aile Ve Sistem Dizilimi

30 Mayıs 2015 @ 10:00 - 17:00

Aile Dizimi; 80′li yıllarda Bert Hellinger tarafından geliştirilmiştir. Bireyin kurduğu aile ya da içine doğduğu aile ile bu ailenin geçmiş kuşaklarının oluşturduğu sistemin grup üyeleri tarafından temsili olarak dizilmesine dayalı bir çalışmadır.

Ruhsal ve yaşamsal sorunlar da tıpkı fiziksel özellikler ve hastalıklar gibi kuşaktan kuşağa aktarılmaktadır. Geçmiş kuşaklarda yaşanmış acılar, kayıplar, dışlanmalar, haksızlıklar, ölümler, hastalıklar, travmalar ailenin kolektif vicdanı ile bugün bizim bilinçaltımıza ve yaşamımıza etki edebilmektedir. Kişinin hayatındaki problemlerin nedeni geçmiş kuşaklarda yaşanmış bir travmayı bilinçsizce üstlenmesinden kaynaklanabilmektedir. Burada üstlenmeye yol açan kolektif vicdandır.

Kişisel vicdanımız bizi ailemize bağlar ve ondan kopmamızı engeller. Aynı zamanda bizi diğer ailelerden ve gruplardan da ayırır. Helinger’e göre insan ilişkilerindeki ön koşullar aidiyet, denge ve düzendir. Bu üçü birbirine bağlıdır ve birbirinin bütünleyicisidir. Ve hepsini birden kişisel vicdan olarak hissederiz.

Kolektif vicdan ise arkaik, ilkeldir. Bilinçaltının sesidir ve kişisel vicdandan çok daha kuvvetlidir. Tüm grubu ve aileyi kapsar. İki temel yasası vardır. Bunlardan ilki; gruptan hiç kimsenin dışlanmaması ve unutulmamasıdır. Diğeri de sisteme önce gelen daha fazla hakka sahip olmasıdır. Yani sisteme sonradan gelen kişilerin, önce gelenlerin işine karışma hakkı yoktur.

Kolektif vicdanla kişisel vicdanımız zaman zaman karşı karşıya gelir ve çatışma içine girerler. Örneğin kişisel vicdan ile aileden biri dışlandığı zaman sonraki kuşaklardan bir kişi kolektif vicdanıyla dışlanan kişiyi sisteme geri getirebilmek için hareketleriyle, yaşantısıyla ve benzer davranışlar ile dışlanan kişiyi bilinç dışı taklit eder. Kişi buna sebep olan kolektif vicdanı anlayıp, göstermek istediğini görüp kabul ettiğinde çözüme gidebilmektedir.

Aile dizimleri görünmeyen, kabul edilmeyen durumların, kişilerin, olayların, yaşantıların vb. görülmesiyle ve kabul edilmesiyle kişiyi çözüme götürebilmekte, kişi üstlenmiş olduklarını sevgiyle bırakıp yaşamına yönelebilmektedir.